Basında Sarigulantik
Diğer Başlıklar
İstanbul Life Dergisi

Oltu doğumlu Hulki Usta, Hayrullah Örs'ün müdürlüğü zamanlarında, 1967'de, Topkapı Sarayı Müzesi'nin Sedef Atölyesi'ne, kurucu ustalar Nihat Gülsal, Rüçhan Yeğin ve Haydar Özfiliz'in yanına, ilk çırak olarak alınmış. 1980 sonrasında, 1994'e kadar atölye şefi olan Hulki Usta, Saray'ın Harem kapılarını ve Bağdat Köşkü kapılarını onardığı gibi, Hazine Dairesi'nin önemli eserlerinden II. Ahmet tahtını da onarmış. Topkapı Sarayı müzesi'nde yetişmiş olmasını "Harmanın başındaydım" diye yorumlayan Hulki Yavuz bugün, Kadıköy'ün Yeldeğirmeni semtinde, Karakolhan Caddesi üzerindeki (Nahçıvan Pasajı 18/11 numaradaki) atölyesinde (Tel: 0216 449 15 71) çalışıyor. Şu sıralar sedefçiliğini daha çok, hat çalışmaları üzerinde yoğunlaştırıyor; çakmeceler, rahleler ve çok ilgi çekici sedef kakmalı bastonlar üretiyor; ama onarım işleri de yapmıyor değil...

Kendini bütünüyle onarım işlerini adamış bir ustayı ise, 'karşı yakada' yani Beyoğlu civarında buluyoruz. Bu civar yani Beyoğlu'nun Asmalımescit tarafları, 1950'lerden 60'lara, başta efsanevi Nerses Usta olmak üzere, birçok tanınmış eski sedefkarın mekanı imiş. İşte Malatyalı Seyit Sarıgül ustamız da, buralarda, önce Zincirlihan'dan gelme Agop Usta'nın, sonra da Nazım ve Stello ustaların yanında yetişmiş; bugün de çalıştığı atölyesini, 1975'te kurmuş (Asmalı Mescit Cad. Gönül Sok. No:6/A Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 245 03 52).

"O zamanlar" diyor Seyit Sarıgül, "Burası piyasaydı... Jurnal, Şehbender ve Minare sokaklar; Rum, Ermeni ve Türk mobilyacıların, oymacı ve marangozların, sedefçilerin, cilacıların piyasalarıydı."

Seyit Usta'mız, Osmanlı tarzı sedefli eşyanın kaplumbağa kabuğu ve sedef karışımı döşenmesinde, alta altın varak yapıştırıldığı döneme yetişmiş...
Bugüne kadar, sadece 'Eser-i İstanbul' ya da istanbul işi denilen Osmanlı tarzı sedefli mobilyaları değil, şam işi sedefli mobilyaları da onarmış olan Seyit Usta'nın elinden, sedef işli sedirler, sedefli kapılar, rahle ve çekmeceler, hattat sandıkları ve Kuran muhafazaları da geçmiş. Ama unutamadığı parça, Fener Rum Patrikhanesi'ndeki bağış sandığı: 1993'te tamir ettiği bu sandık, 2,5 metreye bir metre çapında bir sedefli ahşap imiş. Ayrı mekandaki 13. yüzyıldan kalma patrik tahtını da seçkin bir sanar eseri olarak tarif ediyor Seyit Usta. Tıpkı Hulki yavuz gibi, Seyit Sarıgül de 'flato' olayına önem veriyor; kendi flatolarını kendisi, itinayla hazırlıyor. Sedefkarlar camiasının bir başka önemli ismi de, yine Beyoğlu, daha doğrusu Taksim civarında bir ofisi (Kuloğlu Mah. Güllabici Sok. No:42 Taksim; Tel: 0212 252 33 33 ve 0532 266 38 43) ve Fatih civarında bir atölyesi bulunan Şehmus Okur. Aslında Fırat Üniversitesi'nde Türkoloji okumuş olan urfalı Şehmus Okur, Sedefçiliği, dayısının atölyesinde, memlekette öğenmiş. İstanbul'da açtığı ilk atölye, 1998'e dayanıyor. Eyüp Sultan Türbesi'ndeki sedefli kapıyı onaran, Fatih Camisi'nin vaiz kürsüsünü, Yavuz Sultan Selim Türbesi kapısını ve korkuluklarını restore eden Okur'un müşterisi yalnızca antikacı ve koleksiyoncular değil; özgün stilizasyon çalışmaları da yapan Okur, kimi yalı ve köşkler için de ısmarlama işler alıyor.

Onarımdan çok özgün stilize işlere ve özellikle de sedefli takı üretimine ağırlık veren bir genç sedefkar da, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı'nda (Küçükayasofya Cad, Sultanahmet; Tel: 0212 516 34 53) atölyesi bulunan Ahmet Sezen Usta. onun da DNA'larında var bu iş. Babası usta bir marangoz. Vasıf Sedef'in dediği gibi olsa gerek: "Sedefçiliğin temeli marangozluk..."


Sedefçinin sözlüğü
Abanoz: Afrika, Hindistan ve kimi Uzakdoğu ülkelerinde yetişen sade siyah, alacalı siyah, renkli yeşil siyah, siyaha yakın kahve renkli değerli bir ağaç türü.

Bağa: Deniz kaplumbağasının sedef sanatındaki adıdırç Osmanlı ustaları bağayı altınla varaklayarak daha bir derinlik katmışlardır.

Flato: Sedef sanatındaki kullanılan, fildişi, abanoz, şimşir, gül, pelesenk ağacı, kurşun gibi malzemelerin üst üste presleyip daha sonra dilimler halinde kesilerek, desenleri çizecek şekilde yapıştırılan ve yine bu şekilde hazırlanıp, motiflerin en dışını çerçeveleyen malzemenin adı.
Ayrıca sedef sanatı gibi, birçok Osmanlı el sanatının anası olan tezhip sanatının literatürüne
göre de cetvel oluşturur.

Kündekari: Ağaçların çok küçük geometrik parçalar halinde kesilerek tutkalsız, çivisiz sadece geçme teknikleriyle gerçekleştirilen ve Selçuklular'ın geliştirdiği marangozluk tarzı.

Sedef (Aslı sadeftir.): Sıcak ve akıntılı denizlerde yetişen midye ve istiridye gibi kabuklu deniz hayvanlarının kabuklarının iç taraflarında oluşan menevişli ve parlak, kalkerli madde. Yanardöner renkle olan ve kolayca işlenebilen bu kabuklar, tezyinatta kullanılır.

Sedef kakma: Ceviz, meşe, abanoz ve pelesenk gibi ağaçları istenilen süsleme biçimleriyle oyarak, açılan yuvalara o şekilde kesilmiş sedefleri gömüp yapıştırmak ve yüzeylerini ahşabın yüzeyiyle eşitlemek üzere işlenen sedefli tezyinat işleri.

Sedefkar: İnce marangozluk işleri yapan ve onları sedef, fildişi, bağa ve kemik gibi maddelerle süsleyen sanatkar...

Sedefkari: İnce marangozluk işleri yapma ve bunları sedef, fildişi, bağa ve kemikle süsleme sanatı.

Pelesenk: Brezilya kökenli koyu kahverengi bir ağaç türü. Dünyanın en değerli ağaçlarından biri olan pelesenk, sedef sanatında yakın dönemlerde saha sık kullanılmıştır. Fransızlar da bu ağacı, boulle sanatında zemin ağacı olarak kullanmışlardır.